Ana Sayfa Haberler KASKO TALİ Mİ OLACAK?
KASKO TALİ Mİ OLACAK?
2009-07-02 00:54:39
Sektörün en sorunlu branşı, Sigortacı Gazetesi’nin düzenlediği panelde masaya yatırıldı. Panelde, trafik sigortasında yaşanan sahte hasarların önüne geçilebilmesi için her şirketin kendi müşterisine hizmet vermesi ve teminat limitlerinin arttırılarak trafik sigortasının (yanma ve çalınma hariç) kaskonun yerini alması önerileri öne çıktı.

Sigortacı Gazetesi’nin Mayıs sayısının kapak konusunun giriş cümlesinde, Sigortacı Gazetesi olarak iki-üç sayıda bir trafik sigortalarını işlemek zorunda kaldığımızı söylemiştik (Sigortacı, Mayıs, s:58). Haziran sayımızda yeniden alarm vermeye başlayan kaskoyu kapak konusu yaptıktan sonra, Temmuz sayımızda yolumuz tekrar trafiğe çıktı. Bu kez sigorta sektörünün piyasa yapıcı aktörlerini bir araya getirerek 300’den fazla sigortacının izlediği bir panelle sorunu masaya yatırdık. Çünkü neredeyse iki ayda bir bu konuyu gazetede işlemek yerine, tüm aktörlerin bir araya geleceği bir ortamdaki canlı tartışmanın, sektörü çözüme daha çok yaklaştıracağını düşündük. Trafik sigortası geçen sene yarım milyar liraya yakın (eski parayla 500 trilyon) zarara neden oldu. 2009’da zararın 1 milyar liraya doğru gitmesi kaçınılmaz.
HAZİNE VE MİLLİ RE’NİN KATKISI
Milli Reasürans, her zamanki gibi kapısını Sigortacı Gazetesi ve sektöre açarak, sorunun çözümünün tartışılması için önemli bir destekte bulundu. Hazine yetkilileri ise, başta Sigortacılık Genel Müdürü Dr. Ahmet Genç olmak üzere panelimize katılarak sektörün taleplerini dinlediler ve katkılarını sundular. Ahmet Genç, önerilerin hepsinin dikkate değer olduğunu ve düşünüleceğini söyleyerek soruna yapıcı bir yaklaşım sergiledi. Gerçi TSRŞB Başkanı ve panelistlerin de dediği gibi, Hazine kısmi de olsa serbest tarifeye geçerek topu şirketlere atmıştı ve artık başarı ya da başarısızlıktan şirketler sorumluydu. Zaten panelist kürsüsünde oturanlar da bu konuda çuvaldızı kendilerine batırdılar.
Birlik Başkanı Taşkıran, panel fikrini kendisine açtığımızda, sorunun büyüklüğünden dolayı panel başkanı olmayı kendisi istedi ve panele çok büyük bir katkı sağladı. Kendi fikirlerini açıkladı, panelistlere sorduğu sorularla tartışmaya yeni boyutlar kattı. Panelimize, trafik sigortası üretiminde en üst sıralarda olan şirketlerin tepe yöneticileri olan AXA Sigorta CEO’su Cemal Ererdi, Ergoİsviçre Sigorta Genel Müdürü Thomas Baron, Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su ve Güneş Sigorta Genel Müdürü İlker Aycı konuşmacı olarak katıldılar. Panelistler yaptıkları konuşmalarla çözümün aslında çok da uzak olmadığı, sağduyulu olunması halinde hemen olmasa da önümüzdeki yıllarda sektörün trafik sigortasındaki büyük zarardan kurtulabileceği mesajını verdiler, zira son dönemlerin moda tabiriyle, ‘artık dibi görmüştük’.
**
==============================================
AHMET GENÇ: GOVERNMENT ROLLED UP ITS SLEEVES AGAINST COUNTERFEITERS

Dr. Ahmet Genç, stating the fact that autonomous tariff is not implemented without restriction, reminded that the prices were determined by the companies; however there might be a change of approximately 10-20 percent on a quarterly basis.
==============================================

AHMET GENÇ: DEVLET SAHTEKÂRLARA KARŞI KOLLARI SIVADI

Serbest tarifenin sınırsız olarak uygulanmadığını söyleyen Dr. Ahmet Genç, şirketlerin fiyatları kendilerinin belirlediğini, ancak 3 ayda bir fiyatlarda yüzde 10-20 bandında oynanabildiğini hatırlattı. Piyasayı bozucu ve aşırı rekabet ve şirket mali yapılarının bozulması argümanıyla Hazine’nin müdahalesi olabildiğini belirten Genç, “Bugüne kadar trafik sigortasında pazar payı en yüksek 20 ilde taban fiyatları biz belirledik, gerisine karışmadık” dedi. Tarife uygulamasıyla ilgili yönetmeliğin değiştiğini ve 3 aylık sürecin 6 aya çıkarılacağını söyleyen Genç, bu 6 ayda üst limitin yüzde 200-300 gibi oranlara kadar yükseltmenin mümkün olduğunu sözlerine ekledi. Genç şöyle konuştu:
ÜST LİMİT YÜKSELİYOR
“Tramer sistemin yalnızca tabanını kontrol edecek. 6 ay boyunca sistemin üst limiti ise istenildiği oranda yukarı çekilebilir. Müsteşarlığın sonsuza kadar yükseltme yetkisi var. Taban aynı kayacak. Yeni uygulamayla beraber serbest tarifedeki sorunları çözmeye çalışacağız. Serbest tarifeyle beraber getirilen bir kurala göre ise aynı risk için bir şirketin acenteleri farklı fiyat uygulayamayacak. Ayrıca, Hazine’nin tarife denetimine geçme planları da var. Sektörün merakla beklediği Sağlık Bakanlığı ve trafik sigortası konusunda ise bakanlık, 2007 öncesindeki kazalardan dolayı sektörü sorumlu tutmayabilecek. Bunun için zaman aşımı yazısı yazılmalı, yarın ödemeyebiliriz ama ödenen paranın geri alınması zor olur.”
MÜDAHALE OLABİLİR
Aşırı rekabet ve mali bünyelerdeki işaretlere göre Hazine’nin trafik sigortasında müdahalede bulunabileceğine de değinen Genç, “Önce 20 ilde taban fiyatlar belirlendi. Bu 20 ilin 2009 ocak-mayıs payı yüzde 75, prim payı ise yüzde 82. Dolayısıyla tabana müdahale bir hayli yaygın. Tabanı belirlerken sadece sigorta şirketlerini değil, diğer boyutları da düşünmeliyiz. Ne derece etkin bir müdahale yapıldı, o da tartışmaya açık” dedi. Bu temmuzdan itibaren uygulanacak sistemin daha iyi olacağını düşündüğünü de sözlerine ekleyen Genç, sorunların trafik suçlarıyla birlikte tartışmaya açılabileceğini kaydetti.
Ahmet Genç sözlerine şöyle devam etti: “Kaza Tespit Tutanağı uygulamasında bazı vatandaşlar dürüst davranmıyor. Bu konuyla ilgili olarak devlet harekete geçecek. Sigorta Bilgi Merkezi, Fraud Ofis’le birlikte kara liste oluşturacak. Sektörün Birliğin önderliğinde kendi havuzunu oluşturması da benim önerim. Sigorta şirketleri bazında da analizler yapıyoruz. 2009 sonunda her bir şirketin ne aşamaya geleceği konusunda tahminlerimiz var. Bu konuda şirketlerle görüşebiliriz. 2008 mali gelirlerle kurtarıldı. Artık faiz gelirleri daha da düştü ve teknik kârlılık daha büyük önem arz ediyor. Şirketlerin teknik kârlılıklarını gözden geçirmelerinde fayda görüyorum. Trafikte eşikleri yüksek tutmaz ve dengeye getirmezsek komisyonlarla oynanabilir ya da kasko düşebilir. Aslında müdahale yanlış bir şey. Komisyonlarla beraber araç değerinin yüzde 25’inden aşağı inemez gibi bir limit de konabilir.”
HASAR TAKİP MERKEZİ
Hasar takip merkezinin oluşturulacağını da söyleyen Ahmet Genç, eksper raporlarının da o sistemde olacağını belirtti. Genç, kolektif tedarik konusunun da o çerçevede tartışılabileceğini kaydederek sözlerini şöyle tamamladı: “Tahmini bilgilerin Tramer’e bildirilmesi de düşünülebilir. Teminat limitlerinin üzerindeki hasarların incelenmesiyle ilgili çalışma da bir kararla başlatılabilir ve çok da yararlı olur kanaatindeyim. Taksitlendirme fikrine de katılıyoruz ama bunun için kanun değişikliği gerekebilir. Taksitlerin ödenmemesi poliçenin iptaline neden olabilir. Tutanakta her şirketin kendi müşterisine ödeme yapması iyi olabilir ama o zaman da küçük şirketler istemeyebilir. Ayrıca teminat limitlerinde AXA Sigorta Genel Müdürü Cemal Bey’in ‘25 bin liraya çıkaralım’ önerisi de düşünülebilir.
**
=============================================
HULUSİ TAŞKIRAN: WE SHOULD EXPERIENCE THE PAIN OURSELVES FIRST

“Up to now we were saying that the problem in the field of traffic insurances stemmed from insufficient tariffs of Treasury. Currently we have different grounds and we experience the pain ourselves first”.
=============================================

HULUSİ TAŞKIRAN: ÇUVALDIZI KENDİMİZE BATIRMALIYIZ
“Bugüne kadar trafik sigortalarında yaşadığımız sorunun Hazine’nin yetersiz tarifelerinden kaynaklandığını söylüyorduk. Artık bambaşka bir gerçeğimiz var ve çuvaldızı kendimize batırmalıyız.”
‘Trafik Sigortalarında Sorunlar ve Çözüm Önerileri’ konulu panelin başkanlığını yürüten TSRŞB Başkanı Hulusi Taşkıran, sektörün trafik sigortalarıyla ilgili durumunun çok vahim olduğunu söyledi. Taşkıran konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Bundan birkaç hafta önce Metin Öztürk beni arayıp panelden bahsetti ve konuşmacı olarak katılmamı istedi. Ben de bu panelin mutlaka gerçekleşmesi gerektiğini ve panelde başkanlık yapmak istediğimi söyledim. Trafik sigortalarında sektörün durumu o kadar vahim ki, TSRŞB Başkanı olarak bu panelde bulunarak görevimi yerine getirmem gerektiğini düşündüm. Piyasa yapıcı 4 şirketin genel müdürleri burada panelist olarak bulunuyor. Ancak trafik sigortası konuşulurken piyasa yapıcı demek çok zor. Çünkü tamamen üçüncü şahıslara hizmet veren bir branşta ne yazık ki fiyat çok belirleyici oluyor. Burada en büyük ya da en küçük şirket olmak fark yaratmıyor. Sektörde doğru oynamayan bir aktör varsa, bu bütün piyasayı etkiliyor.”
Sigortacı Gazetesi’nin düzenlediği panelin daha önceki panellerden çok önemli bir farkı olduğunu ifade eden Taşkıran, “Bugüne kadar trafik sigortalarında yaşadığımız sorunlarda topu Hazine’ye atıyorduk ve sorunun yetersiz tarifelerden kaynaklandığını söylüyorduk. Ama artık bambaşka bir gerçeğimiz var ve çuvaldızı kendimize batırmamız gereken bir aşamadayız. Zorunlu tarife sistemini şikayet edebileceğimiz dönem 1 Ağustos 2007’ye kadar sürdü. 1 Temmuz 2008’de ise kontrollü serbest tarifeye geçtik. Burada da 4. dönemimizi sürdürüyoruz” dedi.
‘ALT EŞİK KORUNMALI’
2008 yılı trafik sigortası verilerini değerlendiren Taşkıran şöyle konuştu: “Geçen senenin sonuçlarına baktığımızda koca cumhuriyet tarihinde biriktirdiğimiz öz varlıklarımızın yaklaşık yüzde 7-8’ini kaybettiğimizi görüyoruz. Geçen sene eski teknik sistemde 317 milyonluk bir zarar, 184 milyonluk bir genel ekler payı ve 90 milyonluk bir gelir aktarımıyla nihayetinde 490 milyonluk bir zarara ulaşmışız. Bu sene daha iyi olur diye bir umudumuz vardı ancak 2009’un ilk üç ay sonuçlarını gördüğümüzde umutlu olmamız gereken bir durum kalmadığını gördük. Teknik kâr 49 milyon TL’ye gelmiş, ona karşılık şirketlerimizin harcadığı genel giderler 50 milyon TL civarında, 10 milyon TL’de bir gelir aktarımı var. Sektörün toplam 117 milyon TL zararı var. Bunun hiç büyümeyeceğini düşünerek 4’le çarparsak bile geçen seneki rakamlara geleceğiz. Arkadaşlarımızla bu rakamların daha da kötüye gideceğini düşünüyoruz. Bu konuda Hazine Müsteşarlığı bize çok destek oluyor. Dünyanın pek çok ülkesinde serbest tarifenin devlet tarafından belirli kontrolleri vardır. Ama bu kontroller tüketiciyi korumak, fiyatların çok yükselmesini engellemek anlamında yapılır. Türkiye’de ise bu branşın tüketiciye hizmetinin devam etmesi için alt eşiğin de korunması lazım.”
‘HAZİNE DİKKATLİ OLMALI’
Sağlık Bakanlığı’ndan bu güne kadar gelmeyen ağır tedavilerle ilgili masrafların da gelmeye başladığına dikkat çeken Taşkıran, şöyle devam etti: “Bakanlıktan yıllar sonra gelen hasar ihbarlarının eski hesaplarımıza girmediği ve tarife döneminde bizim devlet tarifesine uymak mecburiyetinde olduğumuzu yansıttılar. Biz Sağlık Bakanlığı’na hasarları size öderiz ama sonra sizi dava ederiz dedik. Onların anlaşma konusunda yaklaşımının sıcak olduğunu söyleyebilirim. Bu konu hakkında Hazine Müsteşarlığı’ndan görüş istediler. Hazine, Bakanlığa mevzuat olarak zamanaşımında zarar gören taraf olmadığıyla ilgili 2 yılın açıklamasını yapabilirse 2007 ve öncesiyle ilgili bizi sorumlu tutmayacaklar. Konu karara bağlanmadıysa da, Bakanlık 2006 sonlarından hasar ihbarlarının tazminat değerlendirmesini yapıyor. Zamanaşımı bizim açımızdan aşılmıştır diyerek resmi bir yazıyla cevap verirsek, tazminatın birazının kapsam dışında bırakılması mümkün olabilir. Bu konuda Hazine’mizden dikkatli olmalarını istiyorum.
**
==============================================
CEMAL ERERDİ: LIMIT OF DAMAGES SHOULD BE INCREASED TO 25 THOUSAND TL

“Damage limits have to be increased to 25 thousand TL as of the new year. Increase of these limits will make automobile insurance have a subsidiary nature and the sector will start in looking for ways to obtain higher premiums from 12 million people”.

==============================================

CEMAL ERERDİ: HASAR LİMİTİ 25 BİN TL’YE ÇIKARILMALI
“Hasar limitleri yılbaşı itibariyle en az 25 bin TL’ye çıkarılmalı. Bu limitlerin çıkması kaskoyu tali branş haline getirir ve sektör 12 milyon kişiden nasıl daha yüksek prim alırız diye düşünme aşamasına gelir.”

AXA Sigorta CEO’su Cemal Ererdi, daha önceki senelerde düzenlenen panellerde tarifeyle ilgili sorunların dile getirildiğini ve panel sonrasında Hazine yetkililerinden tarife artışı alındığını belirtti ve “Bugünse ağlayacak kimse yok. Çünkü tarife kendi elimizde” dedi. Trafik sigortalarının sektör için önemli bir branş olduğunu, çünkü prim itibariyle portföyün yüzde 18’ini temsil ettiğini kaydeden Ererdi, “Böyle bir branşta zarar etmek tüm sektörün performansını olumsuz etkiliyor. Tüm bunlara ilaveten Sağlık Bakanlığı’ndan gelen ambulans faturalaması ya da bundan sonra gelecek tedavi masraflarının faturalanması da önümüzde önemli bir sorun olarak duruyor. Avrupa’da başka ülkelerde benzer durumlar olsa sermayedarlar dava açma yoluna gidebilir. Çünkü geçmişten hesap edilmemiş ve tarife belirleyicisinin dikkate almadığı bir konudan ortaya çıkan sermaye azaltıcı işlem var. Bu konuyu Hazine ve TSRŞB’nin çabuk ve pratik bir çözüme kavuşturması gerektiğini düşünüyorum” dedi.
‘ŞİRKETLER EŞİĞİN ALTINDA DA FİYAT VEREBİLMELİ’
Bugüne kadar yaşanan olumlu yaklaşımlar sonunda sektörün belirli bir yere geldiğini ifade eden Cemal Ererdi, sektörün bundan sonra yapması gerekenleri ise şöyle sıraladı: “Sektörümüz öncelikle mutlaka tam serbestiye geçmeli ve eşik konusu da tamamen ortadan kalkmalı. Şirketler eşiğin altında da fiyat verme hürriyetine sahip olabilmeli. Bu bir stratejidir ve bazı şirketler tarife sisteminde istediği şekilde gereken uygulamayı yapabilmelidir. İkinci önemli yaklaşım da hasar limitlerinin yılbaşı itibariyle en az 25 bin TL’ye çıkarılmasıdır. Bu limitlerin çıkması Türkiye’deki araç portföyünün yaklaşık yüzde 80-90’ını kabul edecek bir anlayışı getirecek ve kaskoyu artık ana branştan tali branş haline getirecektir. Böylelikle 3 milyon civarında kasko sigortalısından prim almayıp, 12 milyon kişiden nasıl daha yüksek prim alırız diye düşünme aşamasına geliriz. Çünkü limitler 25 bin TL’ye çıkınca zaten çoğu hasar trafik içerisinde karşılanacak noktaya gelecektir.”
‘ŞİRKETLERİN GELECEĞİ DE TAKİP EDİLEBİLMELİ’
Trafik kanununa göre poliçe priminin peşin olduğunu kaydeden Ererdi, “Bugün Hazine Müsteşarlığı, şirketlere elemanlarını gönderip, ‘Poliçe primini peşin alıyor musunuz?’ diye sorsa ceza kesmediği şirket kalmaz. Dolayısıyla bu ayıbı da ortadan kaldırmak, poliçenin üzerine doğruyu yazmak ve açık olmak lazım. Artık kanuna karşı uygulama yapan konumdan, kanun nizamında çalışan bir sektör anlayışına girmemizde fayda var. Bir de BDDK gibi Hazine’nin de sigorta sektörünün geçmişini değil de geleceğini de takip edebileceği bir sistemin oluşturulması ve bir zafiyet hissedildiği anda o şirketin uygulamalarını bir an önce düzeltmesi konusunda uyarılarını yapması gerektiğini düşünüyorum” dedi.
‘V’ TEORİSİ
2009 Mart sonu itibariyle 117 milyon TL civarında negatif trafik sonucu, 80 milyon TL civarında da negatif kasko sonucu olduğunun altını çizen Ererdi, “Zarar toplamda 200 milyon TL’yi buluyor. Bir Milli Eğitim Bakanı ‘Okullar olmasa bu işi ne güzel yönetirim’ demişti. Aslında trafik sigortaları olmasa biz de bu işi ne güzel yönetirdik. Sektörün 2009 Mart sonu teknik karı 40 milyon TL. Yani bu iki branştan 200 milyon TL zarar ederek 40 milyon TL kâr etmişiz. Bu zarar sene sonuna kadar giderek artacak ve Rubini’nin ‘v’ teorisi Haziran- Eylül arasında gerçekleşecek. Ondan sonra sermayedarlar bizlere öyle bir baskı yapacak ki, yukarı çıkış bizimle ya da bizsiz gerçekleşecek” dedi.
‘HER ŞİRKETİN AYNI FİYATI VERMESİ İMKANSIZ’
Türkiye’de serbest rekabet piyasası içinde fiyatlama mekanizmasının maalesef çözülemediğini belirten Cemal Ererdi, “Sektörde bütün şirketlerin aynı fiyatı vermesi mümkün değil. Küçük şirketler niş market yaratacak ve hantal şirketlerin dönemeyeceği alanlarda güzel işler yapacak. Mademki combine rasyo hasar, komisyon ve genel giderdir, herkes için bunlar aynı olmadığına göre, fiyatlama da aynı olmayacaktır. Bu yüzden serbest rekabet en iyi yoldur” diye konuştu.
**
=============================================
THOMAS BARON: OPERATIONS HAVE TO BE MANIFESTED IN A FULLY AUTONOMOUS MARKET

“Every company should be free to effect tariff changes at any time. A fully autonomous market will ensure that necessary arrangements are effected faster and much more accurate.”
=============================================

THOMAS BARON: TAMAMEN SERBEST BİR PİYASAYA GEÇİLMELİ
“Her şirket her an istediği tarife değişikliğini yapmakta serbest olmalı. Tamamen serbest bir piyasa gerekli düzenlemelerin daha hızlı ve daha doğru yapılmasını sağlar.”
Türkiye sigorta sektörünün dünyada yaşanan finansal krizin sonucu geçen senelere göre daha zor bir dönem geçirdiğini söyleyen Baron, reel anlamda primlerde biraz düşüş olduğunu ve karlılıkta sektörün çok ciddi bir darbe aldığını ifade etti. Bu durumun devam edeceğini söyleyen Baron sözlerini şöyle sürdürdü: “Sektörde krizden kaynaklanan ciro kaygısı sonucu bazı oyuncular rakiplerinden daha düşük fiyatla yeni iş kaparak bu açığı kapatmaya çalıştılar. Bunun neticesinde piyasadaki fiyatlar geçen senenin ikinci yarısından itibaren çok dramatik bir şekilde düştü ve sonra karlılık negatif etkilendi. Bu gelişmeyi dünyadaki finansal krize bağlayamayız. Maalesef sektörel bazda bu problemi sigorta şirketleri, acenteler ve brokerların desteği ile büyük ölçüde kendimiz yarattık. Özellikle trafik branşı bu negatif gelişmenin lokomotifi, çok ciddi zararlarla karşı karşıyayız. İstatistiklere göre trafik sigortalarının karında yaşanan negatif gelişmeler özellikle 2005 yılından itibaren hızlanarak devam etti. Hasar maliyetlerinde yaşanan artışlara karşılık olarak zorunlu tarife fiyatları, yapılan yetersiz prim ayarlamaları, giderler ve gelirler arasındaki açığın sigorta sektörü aleyhine büyümesine neden oldu. Tarife rejimi ile trafik sigortalarının karlı bir branş olmadığını gördük ve bunun çözümünün serbest tarife yani serbest rekabet olduğunu öngördük. Liberal bir piyasaya doğru attığımız bu adımlar sorunlarımızı çözmeye yetmedi.”
Trafik branşında yeni bir portföy yazılırken IBNR doğru hesaplanmazsa bu yeni işin ilk başta karlı gözüktüğüne değinen Baron, ilk senede hasarların küçük bir kısmının ortaya çıktığını ancak daha sonra çıkabilecek hasarların da hesaplanması gerektiğinin altını çizdi. “Hazine’nin zaman içinde getirdiği IBNR hesabı gibi düzenlemelerde kar zarar hesaplarında ileride gelebilecek olası zararları göz ardı etmek eskisine göre daha zorlaştı. Eski dönemlerde hiç olmayan etkileri gelecek için öngörmek çok zor” diyen Thomas Baron, Sağlık Bakanlığı tarafından yeni gönderilen talepleri örnek olarak gösteri ve “Değişim riskine göre belli bir marj ayırmak gerekiyordu. Hiçbir merdiven metodu bunu hesaplayamadı ve bu yüzden sektör bu konuda geçmişte eksik IBNR ayırmış durumda olduğunu gördü” dedi.
‘POKER DAVRANIŞLARI PİYASAYA HAKİM OLUYOR’
Trafik tarife fiyatlarının serbestisine ilişkin düzenlemeyi yapan yönetmeliğe göre sigorta şirketlerinin fiyatları müşteri türü ve araç bazlı ayrı ayrı hesapladıklarını belirten Baron, şirketlerin TRAMER sistemine yükleme yaptıkları fiyatlardan eksi yüzde 10, artı yüzde 20 şeklinde esneme hakkına sahip olduklarını ve hasarsızlık indiriminin bütün şirketler için standart olarak belirlendiğine değindi. Baron sözlerini şöyle sürdürdü: “Şirketler fiyatları belirledikten sonra esneme payı olarak verilen yüzde 30’luk bant aralığında fiyat farklılaştırması yapabiliyorlar. Kronik olarak kaza yapan şoförler yarattıkları zarara göre düşük prim ödüyorlar. Bu noktada yüzde 20-60 fiyat artışları ile problem çözülemiyor. Bu segmentler için yüzde 100-300 arası fiyat artırmak gerekiyor. Ortalama fiyatları artırmak ve bu tür zararları bütün sigortalılara yüklemek doğru değil. Ayrıca bu segment içinde sahtekarlık oranlarının da yüksek olduğunu göz ardı etmemek gerekiyor. Şirketler taktiklerini tahmin ederek fiyatları ayarlıyor ve en sonunda piyasa uygulamaları başlarken bu oyunun neticesi belli oluyor. Bu iş tam bir game theory halini almış durumda. Piyasa gerçeklerinden fazla taktik ön plana çıkıyor ve poker davranışları piyasaya hakim oluyor. Gerekli tarife artışları yeterli derecede ve yeterince hızlı sağlanamıyor. Sonuçta sigorta sektörünün öz kaynakları eriyor. Her şirket her an istediği tarife değişikliğini yapmakta serbest olmalı. Tamamen serbest bir piyasa gerekli düzenlemelerin daha hızlı ve daha doğru yapılmasını sağlar. Fiyatlandırma yapısının ve baz aldığı segmentasyon yapısının ve mantığının da tamamen serbest olmasını öneriyorum.”
**
=============================================
MUSTAFA SU: WE SHOULD NOT STOP FOLLOWING COUNTERFEITERS

“Criminal complaint has to be filed against those, trying to defraud us. Because if this happens to me today, it will happen to another company tomorrow.”
=============================================

MUSTAFA SU: SAHTEKÂRLARIN PEŞİNİ BIRAKMAYALIM
“Bizi dolandırmaya çalışanın hakkında suç duyurusunda bulunmak lazım. Çünkü bugün bana geliyorsa, yarın başka bir şirkete gidecek”
Anadolu Sigorta Genel Müdürü Mustafa Su, bazı illerde eşik değerlerin şirketler arasında farklılık göstermesi önerisinin ilk bakışta yerinde gibi gözüktüğünü, ancak rekabet açısından bakıldığında farklı şehirlerde farklı fiyatlarla satma empozesinin doğru olmadığını söyledi. Su şöyle devam etti: “Hazine’nin elinde başka türlü müdahale imkanları da var. Yani bir şirketin mali bünyesinin herhangi bir branşta zafiyet nedeniyle tehlikeye düştüğü görüldüğünde, Hazine elindeki mevcut silahları kullanıp tedbir alabilir. Eşik uygulaması devam edecekse, komisyonlar da kesinlikle dikkate alınmalı. Yani fiyat tarafını kapatırken komisyon tarafını serbest bırakırsak müdahalenin bir parçası eksik kalır diye düşünüyorum.”
‘TRAFİKTE RİSK SINIFLANDIRMASI YETERSİZ’
Hasar prim oranının 2008 sonunda yüzde 11’e ulaştığını kaydeden Su şunları söyledi: “Mevzuatta yapılan değişiklikler bunda etkili oldu denebilir ama unutmamak lazım ki poliçe yılı bazında yapılan değerlendirmeler de aynı olumsuz gidişata işaret ediyor. Tramer’den sonra üretim payı giderek artmaya başladı, şu an pay yüzde 18 civarında. Gene 2008 sonu itibariyle sırf trafik branşından, elementer branşlardaki kârımızın toplamından daha fazla zarar ettik. Teknik sonuçlar da alarm veriyor. 2007 yılı başlangıçlı poliçeler için şimdiden yüzde 97’ye ulaştığını görüyoruz. Sorunu ikiye ayırmak mümkün. Birincisi üretim sürecinde yaşadığımız sorunlar. Rehber tarife şirketlere ulaştıktan sonra her şirket 15 kullanım tarzı ve 81 il dikkate alındığında 2430 adet kırılıma ilişkin prim saptanıyor. Hazine de 7 kullanım tarzı ve 20 ilde belirliyor, bu da 280 adet kırılıma ilişkin prim belirliyor. 15 araç bizce risk sınıflandırması için yetersiz kalıyor. Bizim kaskoda yaptığımız risk sınıflandırması bu kadar dar değil. 15 kullanım tarzı trafikte de yetmiyor ve arttırılması gerekiyor.
‘AŞAĞI DOĞRU SERBESTLİK OLARAK TELAKKİ ETTİK!’
Serbest tarife uygulamasını biz sigortacılar olarak aşağıya doğru serbestlik şeklinde telakki ettik. Bazı illerde kârlıydık. Adil olalım, kârlı olduğumuz illerdeki fiyatlarımızı indirelim, zararlı olduğumuz illerde de arttıralım ki, kârlı olan illerin zararda olan illeri finanse etme uygulaması ortadan kalksın dedik. Ama böyle olmadı. Örneğin İstanbul’da aktüeryal prensiplere göre hesaplanan primlerle poliçe satamıyoruz. Sonuçta, kârlı olduğumuz illerde de fiyatları aşağı çekince oradaki kârdan da mahrum kaldık.”
TRAFİK, KASKO GİBİ İŞLEM GÖRÜYOR
Sektörün trafikten aldığı primin 2007 üç ay ve 2008 üç ay arasında yüzde 7.16 yükseldiğini hatırlatan Su, bu konuda da şunları söyledi: “2008-2009’da yüzde 7 yükselmiş. Hasar ise yüzde 13’ten 45’e yükseliyor. Tutanak uygulamasından sonra hasarların ne derece büyük artışlara ulaştığı ortaya çıkıyor. Tutanak uygulaması sonucunda trafik sigortalarının bir kısmı kasko poliçesi gibi işlem görmeye başladı. Tamirhanelerin kontrolünün sıkılaştırılmasının yanında trafik sigortalarındaki sürprimin genişletilmesi de caydırıcı olacaktır.”
Mustafa Su, sahte hasarı önlemek için alınabilecek bir önlem olarak ise, trafik polisinin kestiği para cezasını hatırlatarak, “Şimdi de tutanakta kusurlu olduğu belirlenen tarafın, sürprim limiti yüzde 60 olduğu için maddi kaybı da yok, en azından kusurlu tarafa eski düzeylerde olmasa da ceza uygulanması ve caydırıcılık sağlanması mümkün. Tamirhaneleri de Tramer sistemine eklemek mümkün” dedi.
‘SİGORTALIMIZA HİZMET VERELİM’
Sahte hasarların yargıya taşınmasının da üstünde duran Su, “Bizim şirketimiz dahil, feragatname aldığımız adamın peşine düşmüyoruz. Bizi dolandırmaya çalıştı, bunu önledik, sonra da hadi kardeşim git dedik. Onun hakkında suç duyurusunda bulunmak lazım. Çünkü bugün bana geliyorsa, yarın başka bir şirkete gidecek” dedi. Mustafa Su, sigortacının kendi sigortalısına hizmet vermesinin sağlanmasının da sahtekarlığı önleyen bir başka unsur olacağını belirtti.

**
=============================================
İLKER AYCI: A FULLY AUTONOMOUS TARIFF SHOULD NOT BE ADOPTED

“Each new implementation, carried out, affects 9 million insurance customers. I am doubtful about the fact that a fully autonomous system is adopted immediately”.
=============================================

İLKER AYCI: TAM SERBEST TARİFEYE GEÇİLMESİN
“Yapılan her yeni uygulama 9 milyon sigorta müşterisini etkiliyor. Hemen tam serbestiye geçilmesi konusuna mesafeli yaklaşıyorum.”
İki yıl önce gerçekleşen panelde getirilen çözüm önerilerinin Hazine tarafından hayata geçirildiğini hatırlatan İlker Aycı, o gün için çözüm getireceği düşünülen konuların bugün bakıldığında zararı ikiye katladığını söyledi. Aycı sözlerini şöyle sürdürdü: “Tam serbestiye geçelim diyemiyorum. Yapılan her yeni uygulama 9 milyon sigorta müşterisini etkiliyor. Hemen tam serbestiye geçilmesi konusuna mesafeli yaklaşıyorum. Hazine’nin yeni getirdiği üst limiti de açma konusuna çok sıcak bakıyoruz. Tarifenin 6 ay aynı kalması büyük sermayeli ve pazar payı iyi olan şirketler açısından sıkıntı oluşturmayacaktır ama sektörün diğer oyuncuları açısından zor olabilir. Tarife değişikliği süresinin 2 aya indirerek denenmesini öneriyorum. Tam serbestide uygulama ile birlikte hasar yönetimi ile ilgili sıkıntılarımızın da artarak devam edeceğini düşünüyorum. Hasarda tutanak uygulamasından kaynaklanan bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Bu uygulama neticesinde güzel şeyler de oldu ama faili meçhul kaza neredeyse kalmadı. Hasar gerçekleştikten sonra kusurlu olan tarafın bir şekilde mutlaka tazminata katılım payı ödemesi gerekiyor. Bunun tamamen sigorta şirketinin üzerine bırakılması ve poliçe yenileme döneminde sadece yüzde 20 farkla yenileme yapılmasını doğru bulmuyorum. Bu belki temelden bir çözüm getirmez ama matematik olarak makas iki taraftan zorlanıyor ve zarar etmeye başlıyoruz. Bunu Sayın Çetin Alanya’nın da bir demecinde okumuştum, tamamen katılıyorum. Sekiz günde hasar ödemeye çalışıp, sekiz ayda tahsilat yapmaya çalışan bir sektörüz. Bu durumda bir sektörde, bazı uygulamalar için çok hızlı kararlar alınarak uygulamaya geçilmesinin doğru olmayacağını düşünüyorum. ”
‘DİBİ GÖRDÜKTEN SONRA ÇIKIŞ MUTLAKA YAKINDIR’
İki yıl önce temel sorun trafikken bugün sorunun oto kaza sigortalarının tamamı olduğunu söyleyen İlker Aycı, iki yıl önce sektörün durumunun daha iyi olduğunu belirtti. Geçmişte de kaskoda çok zararlar yazılmış olmasına rağmen kaskoda teknik kar dönemine geçildiğini hatırlatan Aycı, kaskodan gelen karlarla trafiğin balans edilebildiğini ifade etti. 2008- 2009 ilk üç ay karşılaştırmasında sonuçlarda trafik sigortalarında teknik zararda düşüş olduğunu söyleyen Aycı, dibe vurduktan sonra mutlaka bir çıkış olacağını vurguladı. Güneş Sigorta Genel Müdürü İlker Aycı sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz kendimize gelip maliyetin altında fiyat vermeyeceğiz ve doğru fiyatlama yapacağız. Ne hesaplama yapılırsa yapılsın günün sonunda bu basit matematik formül uygulanmaz ise ve bu eşiği Hazine’den serbest bırakmasını isteyerek aşağıya doğru çekmeye devam edersek sektörün sorunu daha da büyük olur. Alt ve üst tabanımız belli bu arada doğru hareket etmemiz gerekiyor.”
‘SEKTÖRE YENİ YAPTIRIMLAR GETİRİLMELİ’
Sektörün ilk üç ayda 200 milyon lira teknik zararda olduğunu belirten İlker Aycı, yıl sonunda sektörü yaklaşık 800-900 milyon liralık bir zararın beklediğini söyledi. Tüm şirketlerin bankacılıkta BDDK’nın yaptığı gibi daha farklı bir mali tablo analizi ile izlenmesi ve süratle yaptırımlarının uygulanması gerektiğini ifade eden Aycı, “En son bir panelde Sigortacılık Genel Müdürümüz Ahmet Genç şirketleri çok ciddi ve dikkatle izlediklerini ve önümüzdeki dönemde müdahaleler gelebilir dediler. Müdahale etmekten çekinmemiz gereken bir sürece doğru gidiyoruz” dedi. Tarife adaletinin korunması gerektiğini belirten Aycı, eşiğin yukarıya doğru çıkmasını ve taban maliyetlerinin belli seviyelerin altına düşmemesi gerektiğini söyledi.
Sektörün rekabet işbirliği endeksinin düşük olduğuna değinen İlker Aycı sözlerini şöyle sürdürdü: “Bazı sektörlerde rekabet işbirliği ciddi anlamda yukarılara çıkmaya başladı. Sektörümüz otomotiv sektöründen yılda birkaç milyar lira satın alma yapan bir sektör. Otomotiv sektörü bizi ciddi anlamda etkiliyor, biz de onların önemli bir müşterisiyiz. Geçmişte işbirliği fırsatlarını denedik ama olmadı, yine de yine denemeliyiz. Yedek parça tedarikinde artık tek tek parça tedariki yerine toplu tedarik şirketi kurup toplu indirim alıp hasar maliyetlerimizi düşürmeliyiz. Rekabete aykırı da olsa radikal bir şeyler yapmalıyız. Otomotiv sektörü ile de işbirliği içine girmeliyiz.”
**
=============================================
MEHMET ÜST: MARGINS EXPAND

“A tariff, which has to amount to 355 TL in January-March 2009 in the guide tariff, realized as 228 TL. Whereas the average tariff, submitted by companies to our part for the premium, which has to be 465 TL, is 341 TL. When we examine the numbers, it is evident that the margins have expanded.”
=============================================

MEHMET ÜST: MAKAS GİTGİDE AÇILIYOR
“Rehber tarifede Ocak- Mart 2009’da 355 TL olması gereken bir tarife 228 TL olarak gerçekleşmiş. 465 TL olması gereken primde ise şirketlerin bize önderdiği tarifenin ortalaması 341 TL. Rakamlara baktığımızda makasın gitgide açıldığını görüyoruz”
TRAMER Müdürü Mehmet Üst, panelde söz alarak bir sunum gerçekleştirdi ve rehber tarifeyle ilgili verileri katılımcılarla paylaştı. Sektör verilerine bakıldığında makasın gitgide açıldığına dikkat çeken Üst, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Sektör verileri TRAMER üzerinden uzun süre içinde değerlendiriliyor, iller ve araç grupları bazında veriler alınıyor, üzerine enflasyon vb. ile hesaplanan tablolar değerlendiriliyor ve sonuçta araçlar ve il grupları bazında olması gereken primler ortaya konuluyor. Buna göre rehber tarifede Temmuz- Eylül 2008 döneminde 300 lira olması gereken tarife için sektör yüzde 50 payla tarifelerini göndermiş ancak primler yüzde 36 oranında gerçekleşmiş. Bir sonraki dönemde 300 lira olması gerekirken tarife 260 TL olarak belirlenmiş, sektör 215 TL ile bu rakamın yüzde 40 altına inmiş. Ocak- Mart 2009’da ise 355 TL olması gereken bir tarife 228 TL olarak gerçekleşmiş. 465 TL olması gereken primde ise şirketlerin bize gönderdiği tarifenin ortalaması 341 TL. rakamlara baktığımızda makasın gitgide açıldığını görüyoruz.”
**
=============================================
FAHRİ ALTINGÖZ: FREE COMPETITION IS THE BEST WAY IN TRAFFIC INSURANCE

“It is not possible for everyone to give the same price. Since the ratio of general expenses and commission is not the same for every company, prices will be different”.
=============================================
FAHRİ ALTINGÖZ: TRAFİK SİGORTASINDA SERBEST REKABET EN İYİ YOL
“Herkesin aynı fiyatı vermesi mümkün değil. Her şirket için genel gider ve komisyon oranı aynı olmadığı için herkesin fiyatı da farklı olacaktır”
Sektörün trafikte zarar etmesinin Türkiye’ye özgü bir konu olmadığını söyleyen Fahri Altıngöz, Amerika’da ve Almanya’da her 3 sene kar edildiği ve 4. veya 5. senede zarar edildiği örneğini verdi. Fahri Altıngöz trafikle ilgili kısır döngü ve fiyatlandırmadaki önerileri hakkında şöyle konuştu: “Kar edince kapasite artar, kapasite artınca fiyat düşer, fiyat düşünce zarar edilir, zarar edilince genel gider atılır sermaye konulur ve fiyat yükselir. Fiyat yükseldikten sonra iki sene rahat edilir, sonra yine aynı döngü başlar. Bu Türkiye’ye özgü bir problem değildir. İkinci konu; fiyatlama mekanizmasını bence biz doğru algılamıyoruz. Mehmet Üst İstanbul’da prim hasar ilişkisinin yüzde 80 olduğunu söyledi, 354 lira fiyat almamız gerekiyor. Bunun risk fiyatının 290 lira olduğunu düşünelim. A şirketi yeni başlıyor, 290 liranın yüzde 20 genel gideri var, 58 lira ilave ettik. Piyasaya girmek için de yüzde 20 komisyon veriyor, bir 58 daha. 406 liradan satarsa sigorta şirketi para kazanacak. Örnek olarak Anadolu Sigorta’yı alıyorum, yılların şirketi genel gideri yüzde 5, yine 290 lirayı baz alıyorum, 14,50 genel gider ekliyorum. Yüzde 17’den fazla komisyon vermiyor çünkü oturmuş bir teşkilatı var, bunun içinde 47 lira ekliyoruz ve 351,50 oluyor poliçe fiyatımız. Bu durumda 351,50 ile satanla 406 liraya poliçe satanın karı aynı ama 406 lira tuatn 351,50’ye satmak isterse zarar edecek. Buna kombine rasyo diyoruz, Türkiye’de serbest rekabet sisteminde fiyatların kaymasını maalesef çözemiyoruz. Herkesin aynı fiyatı vermesi mümkün değil, bu durumda sektöre yeni giren şirketler niş market yaratacaklar ve o niş pazarda hantal şirketlerin dönemeyeceği konularda güzel işler yapılabilir. Kombine rasyo İlker Bey’in söylediği gibi hasar, komisyon artı genel gider olduğuna göre ve her şirket için genel gider ve komisyon oranı aynı olmadığı için herkesin fiyatı da farklı olacaktır. Eğer o noktaya gelirsek küçük şirketlere daha büyük ayıp etmiş oluruz. Bunun için serbest rekabet en iyi yoldur.”
**
=============================================
ÇETİN ALANYA: TREASURY HAS TO PROTECT SMALL COMPANIES

“In the course of risky periods, it is natural that the damage will continue. At the end of this time, weak actors will leave the field, the damaging powerful companies will start obtaining profit. If this is a strategy, Treasury has to protect the weak.”
=============================================

ÇETİN ALANYA: HAZİNE KÜÇÜK ŞİRKETLERİ KORUMALI
“Zararlı devrelerde zararın sürmesi beklenir. Bu sürenin sonunda zayıf oyuncular sahadan çekilir, zarar eden kuvvetli şirketler de kâr etmeye başlar. Bu bir stratejiyse Hazine’nin küçükleri koruması gerekir”
Panelin soru cevap bölümünde söz alan ve trafik sigortalarındaki sorunlarla ilgili görüşlerini paylaşan Dubai Group Sigorta Genel Müdürü Çetin Alanya, “Park halindeki mutabakat zabıtlarında büyük ölçüde sahtekarlıkla karşı karşıya olduğumuz konusunda hepimiz mutabıkız. Sadece park halindeki hasarlarda, kusursuz olan üçüncü kişilerin hasarlarını ödedikten sonra, kusurlu olduğunu düşündüğümüz tarafa belirli oranda ödeme yaptırabilmeliyiz. Bu konuda genel şartlarda bir değişiklik yapılması büyük ölçüde caydırıcı olur” diye konuştu.
‘YAPTIKLARIMIZLA SÖYLEDİKLERİMİZ FARKLI’
Alanya, panelistlerin fiyat rekabeti konusundaki görüşlerine cevaben şunları söyledi: “Yaptıklarımızla söylediklerimiz arasında çok fark var. Burada pazar payı alma endişesiyle fiyatların düştüğü söylendi. Ben 30 Haziran 2008’den 31 Aralık 2008’e kadar olan dönemde hangi şirketlerin pazar payları büyüdü, hangisinin küçüldü diye bakılmasını istiyorum. Hangi şirketlerin fiyat düşürerek pazar payı aldığını buradan görürüz. Poliçe başına prim üretimimiz sektör ortalaması olarak henüz 30 Haziran 2008’i yakalamış değil. Bunların üzerine bir de tutanak sahtekarlıkları eklendi. 600 bin tutanağın 120 bini park halindeki kazalardan oluşuyor ve çok büyük kısmı İstanbul’da.”
HAZİNENİN GÖREVİ TÜM SEKTÖRÜ KOLLAMAK
Hazine’nin küçük şirketleri koruması gerektiğine dikkat çeken Alanya, “Zararlı devrelerde zararın sürmesi beklenir. Bu sürenin sonunda zayıf oyuncular sahadan çekilir, zarar eden kuvvetli şirketler de kâr etmeye başlar. Bu bir stratejiyse Hazine’nin küçükleri koruması gerekir. Çünkü bu kamu yararına olan bir sigortadır ve Hazine’nin kamusal görevi vardır. Hazine’nin görevi büyükleri değil, tüm sektörü korumaktır” dedi.

 

 

 

 

 

 

kaynak:Sigortacı Gazetesi

 



Aylık Haber Özetleri




Site İstatistikleri
Bugün : 133
Dün : 1144
Bu hafta : 4136
Bu ay : 1277
Toplam : 1052030
Ortalama : 971
LogCounterX by taquino
Linkler




















 
 

Teklif Formu




Kasko Trafik Her İkisi









© Proje Geliştirme - Tasarım - Kodlama - Google SEO ve SEF Desteği
Yucin Bilgisayar Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi